Cumhurbaşkanı Erdoğan: Taktik sebeple bile olsa terör örgütüne arka çıkmak doğru değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Taktik sebeple bile olsa terör örgütüne arka çıkmak doğru değil…

CUMHURBAŞKANININ RESMİ ile ilgili görsel sonucu

Ak Parti’nin 10. Büyükelçiler İftarı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan terörizm ile mücadeleyi sadece teröristle mücadeleye indirgeyen bir anlayışa sahip olmadıklarını söyleyerek, “Terörü ortaya çıkaran, besleyen, belli toplumsal gruplar arasında makes bulmasını sağlayan sebepleri tespit edip gereken tedbirleri almadan asıl sorunu çözemeyiz. Yani bizde bir söz var ‘bataklığı kurutmak meselesi.’ Sineklerle uğraşmak işi bitirmiyor, bataklığı kurutmamız lazım” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Taktik sebeplerle bile olsa işgal ettiği bölgelerde etnik temizlik faaliyeti yürüten, kimi zaman rejimle kimi zaman DEAŞ’la işbirliği yapan bir terör örgütüne arka çıkmak asla doğru değildir. Siyasi çözüm vizyonu ortaya koymayan, bölgenin tarihi, sosyal ve kültürel dinamiklerini yok sayan bir inisiyatifin başarı şansı yoktur. Kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımayan bir terör örgütü kesinlikle demokratik güç olamaz, böylesi bir yapıyı tarif edecek tek ifade ‘terör örgütü’ kavramıdır.” dedi.

Erdoğan: Katar'a yaptırımları doğru bulmuyoruz

Erdoğan: Katar’a yaptırımları doğru bulmuyoruz

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen 10. Büyükelçiler İftarı’nda yaptığı konuşmada, katılımcılara teşrifleri için teşekkürlerini iletti ve ramazanın tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını diledi. Küresel anlamda oldukça zorlu ve sancılı bir süreçten geçildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece ülkemizin içinde yer aldığı coğrafya değil dünyanın birçok bölgesinde terörden açlığa, iklim felaketlerinden düzensiz göçe, İslam düşmanlığından kültürel ırkçılığa kadar farklı meydan okumalarla yüzleşiyoruz.” diye konuştu.

“Londra’daki masumla Suriye’dekiler, Pakistan’dakiler arasında bir fark yok”

Son bir haftada yaşanan acı hadiselerin karşı karşıya bulunulan çetin sınamaların en bariz yansımaları olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu vesileyle Afganistan ve İngiltere başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun kalleş terör saldırılarında hayatlarını kaybedenler için ülkem ve milletim adına taziyelerimi sunuyorum.

Ayrıca geçtiğimiz yıl FETÖ mensubu bir terörist tarafından suikasta uğrayan Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Sayın Karlov’u da tazimle yad ediyorum çünkü o da bizim bu sofralarımızın müdavimlerindendi. Büyükelçi Karlov’u görevini en iyi şekilde icra eden tecrübeli bir diplomat, iyi bir insan ve ülkemizin gerçek bir dostu olarak daima hatırlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 yılı aşkın bir süredir bölücü terörle mücadele eden ve bu süreçte çok sayıda vatandaşını terör eylemlerinde kurban vermiş bir ülke olarak Türkiye’nin dostlarının yürek sızısını çok iyi anladığını belirterek, “Teröristin kimliğine, söylemine, mağdurların milliyetine bakmadan tüm terör eylemlerini lanetliyoruz. Her zaman ifade ettiğim gibi bizim nazarımızda Londra’da katledilen masumla Suriye’dekiler, Pakistan’dakiler arasında bir fark yoktur. Ankara’da Kızılay Meydanı’nda iş çıkışı evlerine dönmek için umutla otobüs bekleyen sivilleri öldüren PKK’lılar neyse altındaki aracı yayaların üzerine süren DEAŞ’lılar da aynıdır. Masumların canları ve kanları üzerinden ikbal devşirmeye çalışan bu cinayet şebekeleri hepimizin ortak düşmanıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sineklerle uğraşmak işi bitirmiyor, bataklığı kurutmamız lazım”

Terörizmle mücadeleyi, sadece teröristle mücadeleye indirgeyen bir anlayışa sahip olmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Hepimiz çok iyi biliyoruz ki salt güvenlik tedbirleriyle terörün kökünü kurutmak mümkün değildir. Terörü ortaya çıkaran, besleyen, belli toplumsal gruplar arasında makes bulmasını sağlayan sebepleri tespit edip gereken tedbirleri almadan asıl sorunu çözemeyiz. Yani bizde bir söz var ‘bataklığı kurutmak meselesi.’ Sineklerle uğraşmak işi bitirmiyor, bataklığı kurutmamız lazım. Sınır ve mesafe tanımayan küresel terör tehdidini bertaraf etmenin yolu işbirliğimizi, dayanışmamızı, güvenlik ve istihbarat birimlerimiz arasındaki bilgi paylaşımını daha da artırmaktır. Bunun için Türkiye olarak ‘dost acı söyler’ ilkesiyle her fırsatta tutarlılığa, kararlılığa ve küresel ölçekte işbirliğine vurgu yapıyoruz.”

“İkircikli tavırlar bizi gerçekten üzüyor”

“Bugün burada siz dostlarımın arasında samimiyetle konuşmak istiyorum.” ifadesini kullanan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Maalesef onca çabamıza rağmen terörizmle mücadele konusunda halen beklentilerimizin çok uzağındayız. Kendi vatandaşlarımızın can güvenliğini ve tüm insanlığın geleceğini tehdit eden böylesine önemli bir mesele karşısında şahit olduğumuz ikircikli tavırlar bizi gerçekten üzüyor. Yüzlerce insanını terör saldırılarında kaybetmiş dost ve müttefik ülkeler bile iyi terörist, kötü terörist ayrımına gidebiliyor, bugün bunu hala yapanlar var. Sivilleri katleden, etnik temizlik yapan, farklı görüşe ve kimliğe sahip kim varsa onu baskı altına alan terör örgütlerine sahip çıkılması hepimizi adeta pimi çekilmiş bir bombanın üzerinde yaşamaya zorluyor.

Sırf bölgedeki politikalarına hizmet ettikleri için terör örgütlerine karşı kararlı bir duruş sergilemek yerine onları, burası çok önemli, ‘milis güç’ gibi tanımlamalarla aklayanlar hayati bir hata yaptıklarını çok yakında anlayacaklardır. Tarih bize bu tür yanlışların daha sonra ölümcül tehditler olarak muhataplarına geri döndüğünü göstermiştir. 1980’lerde Güney Asya’da taktik veya stratejik sebeplerle girişilen maceraların ağır faturalarını bugün hep birlikte ödüyoruz. Aynı şekilde komşumuz Irak’ta sonuçları iyi hesaplanmadan atılan bazı adımların etnik ve mezhebi fay hatlarını nasıl harekete geçirdiğini, toplumsal barış ve istikrarı nasıl tahrip ettiğini hep birlikte görüyoruz.”

“Bunun adı kanı kanla temizlemeye çalışmaktır”

Acı tecrübeler neticesinde tesis edilen düzeni tekrar rayına oturtmanın çok daha meşakkatli ve maliyetli olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böyle bir stratejik körlük bugün maalesef komşumuz Suriye’de yaşanıyor. DEAŞ terörünü bertaraf etmek için bir başka elin kanlı örgüt devreye alınıyor. Bakın demin ne söyledim ‘dost acı söyler ama gerçeği söyler’, şimdi ben onu söylüyorum. Bunun adı kanı kanla temizlemeye çalışmaktır. Taktik sebeplerle bile olsa işgal ettiği bölgelerde etnik temizlik faaliyeti yürüten, kimi zaman rejimle kimi zaman DEAŞ’la işbirliği yapan bir terör örgütüne arka çıkmak asla doğru değildir. Siyasi çözüm vizyonu ortaya koymayan, bölgenin tarihi, sosyal ve kültürel dinamiklerini yok sayan bir inisiyatifin başarı şansı yoktur.

Kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımayan bir terör örgütü kesinlikle demokratik güç olamaz, böylesi bir yapıyı tarif edecek tek ifade ‘terör örgütü’ kavramıdır. Suriye’de bu terör örgütüne verilen silahların çok yakında ülkemize, bölgemize ve tüm dünyaya dönmesi kuvvetle muhtemeldir.

Son dönemde PKK terör örgütüne ait sığınaklarda ele geçirdiğimiz silahların menşei ülkemizin bu konudaki endişelerinin haklılığını ispat ediyor. Bu bölgeyi biz tanırız. Eğer biz 40 yıldır bu bölgede PKK denilen terör örgütüyle bir mücadele veriyorsak ve bu mücadelede 40 bini aşkın insanımızı kaybettiysek bunun dertlisi biziz, birileri bunu anlamayabilir. ‘Ben senin dostunum’ demek işi çözmüyor. Bizde güzel bir söz var, ‘bal, bal demekle ağız tatlanmaz, balı yersen ağız tatlanır’ onun için biz öyle lafla peynir gemisini yürütmüyoruz bize icraat lazım.”

“Milletimizin daha fazla bedel ödemeye tahammülü kalmamıştır”

Suriye ve Irak’ta yaşanan krizlerin yansımalarını yakından hisseden bir ülke olarak bu konudaki hassasiyetlerinin gözetilmesini beklemenin en tabii hakları olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüzlerce vatandaşını DEAŞ teröründe kaybetmiş olan ülkemiz elbette herkesten fazla bu bataklığın kurutulmasını arzu etmektedir.” dedi.

3 bine yakın DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Biz 3 bine yakın şu ana kadar DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Peki DEAŞ’a karşı savaştığını söyleyenler acaba kaç tane DEAŞ’lıyı şu ana kadar etkisiz hale getirdiler? Bunu bize açıklayabilirler mi? Cerablus’tan DEAŞ’ı çıkardık, Rai’den çıkardık, Dabık’tan çıkardık, El Bab’dan çıkardık eğer onlara kalsaydı hala bunlar orada kalacaklardı. ‘Gelin bu işi beraber yürütelim’ dememize rağmen bu işi bizim terör örgütü olarak ilan ettiğimiz PYD ve onun silahlı kanadı YPG ile yürüteceklerini söylediler. Bize düşen de nedir? Hayırlı olsun ama bizim topraklarımıza yönelik en ufak bir taciz olacak olursa biz de gereğini yaparız. Çünkü bu artık bizim gerek NATO ülkesi olarak, gerekse savunma haklarımızı kullanma olarak bunu yapmamızı gerekli kılar çünkü milletimizin daha fazla bedel ödemeye tahammülü kalmamıştır. Kimse bizden terör örgütlerine müsamahakar davranmamızı bekleyemez.

Kato Dağı’nın tepesinden bin metre dikey aşağı kuyu, onun altında şehir, bakıyorsunuz 100 metre, 200 metre dağın altında şehirler, mağaralar, inler ve oralarda bütün lojistik malzemeler, silahlar, her şey oralarda ve maalesef dost bildiklerimizin silahları oralarda stoklanmış. El yapımı patlayıcılar, bombalar oralarda stoklanmış. İşte o Tümgeneralimiz Aydoğan Paşamız oradayken telefonla bir görüşmemiz olmuştu, ondan bir hafta sonra da o kardeşimiz helikopterle beraber yanında 12 subayımızla beraber şehit oldular. Türkiye olarak sınırlarımızın ötesinden bize yönelen tehditleri, önleyici ve proaktif bir güvenlik paradigmasıyla kaynağında çözmekte kararlıyız.”

“Gerekeni yapmakta asla tereddüt göstermeyeceğiz”

Fırat Kalkanı Harekatı’nın DEAŞ saldırılarına verilen bir cevap olduğunu ve bu harekatla Dabık ve Bab gibi yerlerin de içinde olduğu 2 bin 200 kilometrekarelik alanın DEAŞ’tan temizlendiğini, 3 bin civarında DEAŞ’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Aynı şekilde 25 Nisan’da Sincar ve Kuzey Suriye’deki terör kamplarına düzenlediğimiz hava harekatları da bu konudaki kararlılığımızın bir göstergesidir. Açık konuşuyorum ne güney sınırımız boyunca bir terör koridorunun ne Irak’ın kuzeyinde yeni terör yuvalarının oluşmasına izin vermeyeceğiz. Bu çerçevede tarafımıza verilen taahhüt ve garantilerin takipçisi olmayı elbette sürdüreceğiz ama bu demek değildir ki terör örgütlerinin saldırılarına karşı elimiz kolumuz bağlı oturacağız, yok öyle bir şey. Sınırlarımıza ve ülke güvenliğimize yönelik herhangi bir hareketlenme tespit ettiğimiz anda gerekeni yapmakta asla tereddüt göstermeyeceğiz.”

“Katar’a yaptırım kimsenin yararına değil”

Erdoğan, Katar’da yaşanan gelişmelere ilişkin, “Katar’a karşı başlatılan yaptırımları doğru bulmadığımızı peşinen ifade etmek istiyorum. Dayanışma ve iş birliğine her zamankinden daha çok ihtiyacımızın bulunduğu bir dönemde yaşanan bu hadise, bölgemizdeki özellikle hiç bir ülkenin faydasına, yararına değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen 10. Büyükelçiler İftarı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Irak ve Suriye topraklarında gözü olmadığını söyledi. Bu ülkelerde gözü olanlara seslenen Erdoğan, “Gelin, Suriye Suriyelilerindir, Irak Iraklılarındır ama bu konuda biz Iraklılara da sahip çıkalım, Suriyelilere de sahip çıkalım ve oraların bölünmesine fırsat vermeyelim.” diye konuştu.

Dünya siyasetinin, nüfuz alanlarını genişletmek için acımasız, vekalet savaşlarının verildiği yıkıcı, yorucu ve gereksiz güç mücadelelerine şahitlik ettiklerini dile getiren Erdoğan, Suriye konusunda da diğer ülkelerin kendilerine, “Sizi rejim çağırdı mı? Bizi rejim çağırdığı için Suriye’deyiz, Irak’tayız” dediklerini anlattı. Erdoğan, kendilerini rejim değil, mazlum ve mağdur olan halkın çağırdığını, onun için insani yardımları bölgeye ulaştırdıklarını aktardı.

Erdoğan, bugün 50-25 yıl hatta 10 yıl öncesinde farklı bir manzarayla karşı karşıya olduklarını dile getirerek, mevcut güvenlik mimarisinin ve dış politika paradigmasının değişmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

“Dünyada 2. Dünya Savaşı’nın şartlarını yaşamıyoruz”

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde varlığını sürdüren iki kutuplu statükonun, günün ihtiyaçlarına cevap veremediğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: “İnsani müdahalelerden, terör gibi asimetrik tehditlerle mücadeleye kadar birçok alanda bu yapının sebep olduğu sıkışmışlığı yaşıyoruz. Başta Güvenlik Konseyi olmak üzere küresel güvenlik sisteminin zamanın ruhuna uygun bir şekilde güncellenmesi şarttır. Onun için ‘dünya 5’ten büyüktür’ diye özetlediğimiz bu değişim, Türkiye ile birlikte dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğunun da temel beklentisidir.”

Erdoğan, salonda bulunan büyükelçiler için, “dünya 5’ten büyüktür” gerçeği devreye girdiğinde, BM Güvenlik Konseyi’nin 20 daimi üyesinden birinin temsilcisi olarak bulunmaları temennisini dile getirdi.

Bileşmiş Milletlerde Azerbaycan ve Ortadoğu’da da Filistin ile ilgili çok karar çıktığını belirten Erdoğan, Güvenlik Konseyinde tıkanmasından dolayı bunun uygulamasının sağlanamadığını anlattı. Erdoğan, “Tüm bunları çözmek için bize dünyadaki 196 ülkenin de dönerli olarak, içinde yer aldığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi lazım. Hepsi de orada yer alması lazım. Bunlar aynı anda yer almayacak, diyelim ki 20’şerli 20’şerli 25 ise 25 ama 2 yılda bir hepsine orada bir şans gelecek.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin AK Parti döneminde en üst seviyeye çıktığına değinen Erdoğan, bugün de tercihlerinin yaşanan tüm sıkıntılara rağmen Türkiye’ye verilen sözlerin yerine getirilmesi halinde AB perspektiflerini korumaktan yana olduğunu bildirdi.

Mülteci meselesinde Türkiye’nin 25 milyar doları aşkın harcama yaptığını, buna karşın AB’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini hatırlatan Erdoğan, 25 Mayıs’ta yaptığı görüşmede, “Verseniz de vermeseniz de biz bu mazlumları, mağdurları sokakta bırakmayacağız, elimizden geleni yapacağız.” dediklerini aktardı.

“Katar’la da ilişkilerimizi geliştirerek sürdüreceğiz”

Katar konusundaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bölgemizdeki sorunlar henüz çözüme kavuşmamışken maalesef yeni sıkıntılarla karşı karşıya kalıyoruz. İşte bunlardan biri de Katar meselesidir. Katar’a karşı başlatılan yaptırımları doğru bulmadığımızı peşinen ifade etmek istiyorum. Dayanışma ve iş birliğine her zamankinden daha çok ihtiyacımızın bulunduğu bir dönemde yaşanan bu hadise, bölgemizdeki özellikle hiç bir ülkenin faydasına, yararına değildir. Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin kendi aralarındaki meseleleri karşılıklı diyalog yoluyla çözmesi en doğru yoldur. Bu çerçevede Katar’ın ortaya koyduğu soğukkanlı ve ve yapıcı tutumu takdirle karşılıyoruz. Terör örgütlerine karşı etkin bir mücadele verdiğini yakinen bildiğimiz Katar’ın bu şekilde izole edilmeye çalışılması hiçbir sorunun çözümüne katkı sağlamayacaktır. Türkiye olarak 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere, en zor zamanlarımızda daima güçlü desteklerini hissettiğimiz tüm dostlarımız gibi Katar’la da ilişkilerimizi geliştirerek sürdüreceğiz. Diğer ülkelerin Katar’la olan sorunlarının çözümü konusunda da üzerimize düşen her görevi yapmaya hazırız.”

CNN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: