“Yastık altındaki altını bırakalım yerin altına bakalım”

“Yastık altındaki altını bırakalım yerin altına bakalım”…

Hürriyet Haber
08 Mayıs 2017 – 10:04Son Güncelleme : 08 Mayıs 2017 – 10:05

Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı “Milli Enerji ve Maden Politikası”na destek verdiklerini belirtti. Başkan Yücel “Türkiye’deki yastık altındaki altının ekonomiye kazandırılması için hükümetin attığı adımları önemsiyoruz ancak ekonomide yastık altını yönetemezsiniz ama yer altını planlayıp, yönetebilirsiniz. Yapılan bilimsel çalışmalara göre dünyada ikinci büyük altın rezervleri Türkiye’de bulunuyor. Bunun parasal olarak değeri 250 milyar dolardır. Atalarımız boşuna ‘Tuttuğun altın olsun’ deyimini kullanmamışlar. Yerin altındaki altından tutarsak, yıllık cari açığın 6 milyar dolarlık kısmı rahatlıkla altın madenciliğiyle kapatılabilir” dedi.

Yastık altındaki altını bırakalım yerin altına bakalım”

Türkiye’de yatırım yapan yerli ve yabancı şirketlerin üye olduğu, Altın Madencileri Derneği’nin geçtiğimiz günlerinde yapılan Genel Kurulu’nda Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Hasan Yücel seçildi.

Derneğin hedefleri ve altın madenciliğinin sorunları hakkında Sabah Gazetesi’ne konuşan şu açıklamalarda bulundu:

REZERVDE DÜNYA İKİNCİSİYİZ: Yapılan bilimsel çalışmalara göre 6 bin ton Türkiye’de potansiyel altın kaynağının yer altında olduğu tahmin edilmektedir. Dünyanın ikinci büyük altın rezervlerine Türkiye’nin sahip olduğunu öngörüyoruz. Bunun parasal olarak değeri 250 milyar dolardır. Ülkemizde altın madenciliği konusunda iyi bir planlama ve bunun ne kadarının üretime kazandırlacalığıyla ilgili arama ve planlama çalışmalarına ihtiyaç var. 2002 yılına kadar yıllık sıfır oltan altın üretimimiz 2013 yılında 33 tona çıkmış ama son birkaç yıldır yaşanan genel sıkıntılardan dolayı tekrar 24 tona düşmüştür.

Bunun parasal değeri 1 milyar dolardır. Ama şu anda hazır projelerin önümüzdeki iki üç yılda devreye girmesiyle bu kapasite çok rahat 50 tona çıkabilir. 10 yıl içerisinde yıllık üretimin 120-130 tona çıkma potansiyeli var. Yani bizim yıllık 6-7 Milyar dolarlık altın ithalatımızı kapatma şansımız var. Bu üretimin ülkemizde yapılmasının yaratacağı katma değer tartışılmaz boyuttadır. Sektörde şu anda 7 bin 500 kişilik istihdam, 40-50 bin kişiye çıkaracak hazır projeler mevcuttur.

BAKANLIĞIN HEDEFLERİNE KATKI SUNULACAK: Altın Madencileri Derneği olarak Enerji ve Tabii Bakanlığı’nın açıkladığı ‘Milli Enerji Ve Maden Projesi’ni çok önemsiyoruz ve destekliyoruz. Sayın Bakan’ın, projelerin özel sektörle birlikte hayata geçirilmesini beyan etmesi bizi mutlu etmektedir. Enerji Bakanılığımızın bu yeni politikasıyla, büyük kazanımımız yer altı kaynaklarımızı ekonomik değerinin ve planlamasının hazır hale getireceğiz. Böylelikle yatırımcılara hazır projeler sunmuş olacağız. Enerji Bakanlığı’nın “Yıllık bir milyon metre sondaj” hedefiyle bu potansiyelin açığa çıkmasına katkı sunmak için biz elimizden geleni yapacağız. Hızla bu potansiyelin planlanıp, projelendirilmesi gerekiyor. Böylelikle uluslararası yatırımcıların ve kuruluşlarının yatırım yapacağı teknik alt yapı da hazır olmuş olacak.

DÜNYA İLE REKABETE HAZIRIZ: Dünyada altın madenciliği üretiminde Kanada ve Avusturya’nın uyguladığı standartlar öncü rolü oynuyor. Ülkemizde altın madenciliği yapan yerli ve yabancı şirketler de uyguladıkları çevre, iş sağlığı ve güvenliği bu ülkelerle rekabet edecek düzeydedir. Bu rekabet ülkemizdeki diğer madenlere de uygulanacak standartlar için örnek teşkil etmektedir. Ülkemizde son yıllarda madencilik alanında özellikle kamunun yaklaşımı bakımında bir vizyon değişikliğine gitmektedir. Altın Madencileri olarak da bu konuda tüm ilgililere gerekli desteği ve katkıyı vermeye hazırız. Madencilik ve altın madenciliği en yüksek katma değer yaratan sektör olduğu ve yatırımların yerinde yapılmasını sağladığı için; yerel dinamiklere, bölgesel istihdama, bölgeler arasındaki dengesiz büyümeye panzehir konumundadır. Eğer bir yerde maden çıkıyorsa bilin ki o yörenin istihdamına, büyümesine katkı sunuyor demektir. Hele bir de çıkarılan maden yerinde işletilirse o zaman bölge için tadından yenilmez olur.

MADENCİLİK DESTEKLENMELİ: Bu pencereden bakıldığında madencilik diğer sektörlerden farklı olarak öncelikle desteklenmesi gereken sektörlerin başından geliyor. Devlet, organize sanayi bölgelerine alt yapı, enerji başta olmak üzere her türlü teşviki vererek üretimi desteklemektedir. Aynı desteğin altın ve diğer katma değer üreten madencilik sektörüne de verilmesi gerekiyor. Şu anda altıncılık başta olmak üzere madencilik sektöründeki yatırımcılarım tüm alt yapı hizmetlerini maalesef kendileri yapmaktadır. Eğer Türkiye’nin ekonomi alanında koşması isteniyorsa o zaman devletin ülkemizde madencilik sektörünün de işini kolaylaştıracak ve teşvik edecek bazı adımları atması gerekiyor.

YETİM MUAMELESİ GÖRÜYORUZ: Çünkü üzülerek söylemeliyim ki, madencilik sektörü ne yazık ki birçok konuda yetim muamelesi görüyor. Sektöründe, özellikle izin prosedürleri, mülkiyet sorunları, orman mülkiyet bedellerinin çok yüksek olması, projelere olan ilgiyi azaltmaktadır. Orman izin bedelleri bugün birçok altın madeni projesinde yatırım bedelinin yüzde 50’isini bulacak düzeye gelmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde mülkiyet bedeli yatırım bedelinin yüzde 2’isini geçemez. Bugün Kanada, Amerika, Avusturalya ve AB ülkelerinde alınan orman mülkiyet bedelleri bizim yaklaşık 35 katımız daha düşüktür. Bu da ister istemez yerli veya yabancı yatırımcının elini taşın altına koymasına engel oluyor veya gözünü korkuyor. Biz, üreticiler hiç para ödemesin demiyoruz; ödenecek bedellerin hakkaniyetli olmasını talep ediyoruz. Bu sorunların çözümü için birçok alternatif üretilebilir. Biz burada her türlü katkıyı sunmaya hazırız. Bu sorunlar çözüldüğü takdirde Türkiye’yi bu sektörde kimse tutamaz. Hem üretim oranı 2023 yılında iki katına çıkacak hem de büyük bir istihdam kapısı yaratarak Türkiye’deki işsizlik sorununa büyük katkı sunacaktır.

YER ALTINA BAKALIM: Ekonomide yastık altını yönetemezsiniz ama yer altını planlayabilirsiniz. Türkiye, altın üretiminde dünya sıralamasında olmamasına rağmen maalesef altın tüketiminde, toplumun geleneksel alışkanlıklarından dolayı her yıl dünyanın ilk üç sırasında yer alıyor. Bazen birinci, bazen ikinci, bazen de üçücü oluyoruz. Türkiye’deki yastık altındaki altın miktarının bugün itibariyle 2 bin 200 ton ve yaklaşık 100 milyar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Hükümetimizin dönem dönem bunların ekonomiye kazandırılmasıyla ilgili açıklamaları, çağrıları oluyor.

Bu çağrılar önemlidir. Ama siz ekonomik olarak yastık altındaki altını değerlendiremeyebilirsiniz ama yer altındaki kaynaklarımızı planlayıp, yatırıma ekonomiye kazandırabilirsiniz. Çünkü altın ve diğer madenler ihtiyacın en çok olduğu, fiyatların yüksek olduğu dönemlerde üretilmesi çok daha büyük önem arz ediyor. Özellikle fiyatların iyi olduğu dönemlerde fizibil olmayan potansiyelin de üretilmesini sağlamaktadır. O dönemde de üretimin yapılması için çok önemli bir planlamaya ihtiyaç vardır. Önümüzdeki süreçte yeni çalışmalarla bu 6 bin 500 tonun daha da yükseleceğini düşünüyoruz. Önemli olan bu aramaların uluslararası standartlarda raporlanması ve kayıt altın alınması projelere bütüncül bir yaklaşımla bakılması bu süreci hızlandıracaktır.

ALTYAPI HİZMETİ SUNACAĞIZ: Altın Madencileri Derneği olarak öncelikli hedefimiz, şu anda yakaladığımız yüksek standartları, sektöre yeni giren tüm şirketlere örnek teşkil edecek şekilde sunulmasını sağlamak, sektördeki diğer madenlerle ilgili standartların yükseltilmesine öncülük edip katkı sunmaktır. Sektörün önündeki sürdürülebilir madencilik yapılanmasına engel olan konuları tespit edip çözüm önerileri sunmaktır. Özellikle iş güvenliği, çevreye dost üzerim konusunda sektöre ışık tutmaktır. Dünyanın her yerinde yapılan altın mdeciliğinin ülkemizde de yapılmasına engel olan odakları daha çok bilgilendirmek ve yanlış oluşan kanıları ve şehir efsanelerini ortadan kaldırmaktır. Bunun için daha çok toplantılar, sempozyumlar, kongreler düzenleyerek farkındalık yaratmaktır. Biz, ülkemizin yer altı kaynaklarının çıkarılıp ekonomiye kazandırılmasının milli bir görev olduğunu düşünüyoruz. Her yıl milyarlarca dolar dövizin yurt dışına ödenmesine karşı çıkıyoruz. Atalarımız boşuna, “Tuttuğun altın olsun” deyimini kullanmamışlar. Yerin altında ekonomimizi canlandıracak yeterince altın var ama biz onu tutmaktan itina ediyoruz. Eğer yerin altındaki altından tutarsak bundan herkes kazançlı çıkacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir